
Kitabın Yazarı: İpek Ongun
Lütfen herkes oturabilir mi? Evet...
Merhaba mutluluk çubuğu ayarındaki bloğumu okuyan şanslı kalabalık. Bugün sizlere ergenliğe giriş yıllarında okumaya zorlandığımız ''örnek genç Serra'nın hiç de gizli sayılmayan defteri'' serisinin hayatlarımızı nasıl da telef ettiğinden bahsedeceğim.
1. Kitap: Bir Genç Kızın Gizli Defteri
Örnek ergen Serra'nın kiloları ile başı derttedir. Hoşlandığı çocuğa sınıfın kaşar kızı asılmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi Serra'nın anne-babası boşanır. Kızcağız depresyona girer.
2.Kitap: Arkadaşlar Arasında
Serra annesiyle birlikte İstanbul'a taşınır. Yeniden depresyona girer. Yeni okulunda havalı arkadaşlar edinir ancak kendisi elbette ki eziktir.
3. Kitap: Kendi Ayakları Üstünde
Serra yavaştan kilo vermeye başlar. Az buçuk havalı da olur. Kendine bir de sevgili yapar. Ancak aldatılır ve ayrılır.
4. Kitap: Adım Adım Hayata
Serra kilolarını vermiştir. Bilkent Üniversitesi'nde Turizm ve Otelcilik okumaya başlar. Bir anda popüler grubun popüler kızı olarak, sınıfın yakışıklısı Oktay'ı kapar. Ancak Oktay'ın eski sevgilisi Betül hala ex aşkına aşıktır ve onlara rahat vermez.
5. Kitap: İşte Hayat
Serra sevgilisini kapmaya çalışan Betül ile mücadele halindedir. Üniversite'nin son senesidir ve Oktay evliliğe hazır değildir. Serra ve Oktay ayrılırlar. Okul bitince Serra İstanbul'a döner. Oktay'da peşinden gelerek evlenme teklif eder ve nişanlanırlar.
6. Kitap: Şimdi Düğün Zamanı
Nişanlılık süresi uzadıkça uzar. Serra'nın nerdeyse tüm arkadaşları evlenirken bizimki hala nişanlıdır. Bu duruma dayanamayarak Oktay'ı terk eder. Babaannesinin kendisi için ayırdığı olgun avukat Özgür ile tanışır. Evlenirler.
NOT: Kitabın diğer serilerini araştırmaya gönlüm el vermedi. Ancak Google Amca'nın dediğine göre Serra'nın bir kızı olmuş. Ona da günlük hediye ederek bu lanet geleneği devam ettirmesini falan istemiş. Bana kalsa Serra'yı kötü yola düşürür, sonra da vajinismus hastalığına yakalatırdım. Ama bana soran olmadı. Serra örnek bir insan olmaya devam etti. Ben de ondan iğrenmeye devam ettim!
Şimdi bu ''eğitici'' gençlik serisinde (!) dikkatimi çeken bir kaç noktadan bahsetmek istiyorum;
Serra hiçbir şeye i-na-na-maz-dı, mütemadiyen "hayretleri şaşardı", potansiyel sevgilisiyle kayaların arasında yürürken ayağı takılıp çocuk bunun beline sarılmak zorunda kaldığında mosmor kesilir, heyecandan bir ay uyuyamazdı. Kızlar hafta sonları arkadaşlarıyla otellerin lobilerinde buluşup çay içerlerdi, bunu yaparken üstlerinde şeker pembesi ya da bebek mavisi tayyörler olurdu ve bizlerden bu duruma inanmamız beklenirdi. Kimse alkol ve tutun mamulleri tüketmezdi, kimse seks yapmazdı, öğrenci evlerinde dantelli yastık kılıfları, minik şirin temiz mutfaklar olurdu. Erkekler çok romantikti bu kitapta. Kimse ayıp teklifler yapmazdı kız arkadaşına. Mesela Serra'nın erkek arkadaşı onu eve bıraktıktan sonra sokak lambasının altında bekleyerek kıza el sallardı falan. İşte seneler böylece akıp giderken bizler az çok büyüdük, hiçbir şeyin bu kitaplardaki gibi olmadığını, olamadığını anlayacak kadar hayat deneyimine sahip olduk, o zaman zarfında İpek Ongun da bos durmadı, seriye yeni kitaplar yazıp durdu. Ancak kitaplar o kadar gerçek dışı kalmaya devam etti ki... Her ne kadar sayfaları atlaya atlaya gitsek de aralardaki i-na-na-ma-maları, aman tanrımları hiç görmezden gelemedik. Serra'nın gerçek dışı ve hiç de gizli olmayacak kadar düz mantıkla yazılmış hatıra defterine okullar tarafından maruz bırakıldık. O kitapta anlatıldığı gibi ''örnek genç'' olamadık. Olamazdık da zaten. İyi ki de olmadık. Yoksa Serra gibi benim de ''hayretlerim şaşardı'' (!)