13 Ekim 2015 Salı

PSİKOLOĞUMUN GİZLİ NOT DEFTERİNİ ELE GEÇİRDİM! (VOL:6)

Suyun dibindeki taşların parlaklığı gökyüzüne yansımıyor. Bir akvaryumda yaşayan balıklar gibiyiz bu yüzden. Suratımızda zoraki bir gülümseme ile kulaç atıyoruz hayatın biteceği güne... Artık ben de pek iyi değilim aslında. Çünkü yalandan gülemez, hayata kulaç atamaz oldum.
Her neyse... 
Bu not defterinde benim sorunlarımın işi yok! AmaçsızÇocukTtribi artık günde iki sefer olmak üzere antidepresan kullanmaya başladı. Ben bu yeni durumun etkilerini düşünedurayım, kapı yavaşça tıklatıldı ve içeriye elinde ufacık bir kız çocuğu ile Amaçsız girdi...

+ Bonjour matmazel!
- Amaçsız? Hoş geldin ama kim bu tatlı şey?
+ Öldü zannettiğim çocukluğumu buldum doktor! Bizim bakkala içinde Ay Savaşçıları'nın çıkartmaları olan sakızlardan almaya gitmiş meğer. Tabii artık üretilmediğini anlatamadım kendisine! Her neyse, hadi tanışıp karşılıklı memnun olun bakalım!
- Amaçsızcığım ama biliyorsun ki...
+ Sus doktor! Sus bozma hayallerimi! Öldü zannetmiştim onu anlıyor musun? Meğer yıllardır komadaymış! Meğer öldü diye el birliğiyle gömdüğünüz çocukluğum yaşıyormuş! 

Böyle bir şey gerçek olamazdı. Biz hala ayakta tartışırken birden ilk kez gerçekten ufaklığa baktım... Dalgalı saçlar, ama öyle dalgalı ki fırtınaya tutulmuş deniz gibi. Pembe beyaz bir ten. Her an bir suç işleyecekmiş gibi parıldayan yaramaz bakışlarla çerçevelenmiş gözler... Üzerinde kırmızı kadifeden bir bahçıvan pantolonu var. Cepleri eriklerle dolu (ekim ayında?). Sonra gözlerim Amaçsız'a kaydı tekrardan. Bu gerçek olamazdı, olmamalıydı! Dengemi kaybettiğimi hissetmeye başladım...

- Amaçsız oturalım mı istersen? 
+ Oturmayalım doktor. Biz çok kalmayacağız zira. Sadece benimkine söyleyecek birkaç çift lafım var...

Cümlesini bitirir bitirmez ufaklığa doğru diz çöktü ve tatlılıkla anlatmaya başladı...

''Babaannen senin kollarında ölecek sevgili minik. Bu öyle bir şey olacak ki, babaannen için gelmiş olan Azrail'in hissetmeye yarayan yerlerini de yanında götürdüğünü hissedeceksin. Ağlamayacaksın. O ölürken sen sadece izleyeceksin. Solan tenine bakarak ona ne kadar güzel olduğunu ve onu ne kadar çok sevmiş olduğunu fısıldayacaksın. O gittiğinde önce kardeşini okula bırakacak, sonra eve geri dönüp babana ve annene haber vereceksin. Herkes ağlayacak ama sen hiç ağlamayacaksın. Çünkü sen asıl ağlanması gereken yerde ağlamayı hiçbir zaman bilemedin. Asıl hissetmen gereken şeyleri hiçbir zaman hissedemedin...

Hayat bu kadar kötü ve anlamsız olmamalıydı küçüğüm. Gözlerindeki yaramaz parıltılardan öperim... Çok özlemişim seni. Uçmasın diye bileğine bağladığın balonlar gibi, dudaklarına bulaşan çileğin tadı gibi güzel kalsaydı keşke her şey. Ama kalmıyor işte. Görmelisin. Gelecekte ne olacağını bilmelisin. Bu yüzden beni yalnız bırakmamalısın. Yoksa dayanamayacağım. Yoksa sabah akşam içtiğim ilaçların tesiriyle kendim olmaktan çıkacağım...''

+ Doktor, al bu ilaçları! İçmeyeceğim hiç birini!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder