23 Ağustos 2013 Cuma

LEYLA İLE MECNUN'UN GİDİŞİ ÜZERİNE...

9 Şubat 2011 : Leyla ile Mecnun sayesinde TRT'nin sadece saat ayarlamaya yarayan bir kanal olmadığının keşfi...
20 Ağustos 2013 : İleri demokrasi adı altında yürütülen devlet terörünün dizi kurbanı olan bir Leyla ile Mecnun... Televizyonun yeniden aptal kutusu olması.

Gezi olayları yüzünden işine son verilen gazetecilerin sayısı bugün 80'e ulaşmışken, emirlerle çalışan bir devlet kanalının Leyla ile Mecnun'u yayından kaldırması elbette sürpriz olmadı. Şahsi görüşüme göre "Abilerimiz rahatsız, böyle şey mi olur, yapmayın lan :(" anlamına gelen bu karar, TRT gibi demirbaş bir kurumun iplerle yönetildiğini alenen beyan etmesinden başka bir şey değildir.
TRT bugün aleni bir şekilde propaganda yapıyorsa, milletten yıllardır aldığı parayı geri iade etmelidir. Bunun için para ödemek artık zoruma gidiyor. Tıpkı Erdal Bakkal gibi, ''BEN TRT İZLEMİYORUM KARDEŞİM! BU YÜZDEN VERGİSİNİ DE VERMEK İSTEMİYORUM!''
Ayrıca bu dizi ki, 3 sezon boyunca neredeyse her bölümünde asla belli bir siyasi düşünceye bağlı kalmaksızın hükümetin yersiz icraatlarını mizahi bir dille eleştirmiş, halkın sempatisini kazanarak bir manada devletin gülen yüzü olmuştur. Ayrıca insanların tepkisini dile getirmeye hakkı olmaması nasıl bir zihniyettir? Evinde sessiz sakin Leyla ile Mecnun izleyen ya da herhangi bir programı izleyen, küçük şeylerden mutlu olmaya çalışan, politikayla ilgisi olmayan insanların bile tepkisini kazanmak ne derece doğrudur? Tüm bu yazılanlar İşler Güçler ve Behzat Ç. dizileri için de geçerlidir!
------------------
Leyla ile Mecnun'un gidişi üzerine daha birçok şey yazılabilir aslında... Fakat ben şimdi başka bir şeyden bahsetmek istiyorum...
  • ''Leyla ile Mecnun yoksa bir tv dizisinde Fuzuli yok demektir, Oğuz Atay yok demektir, Turgut Uyar yok demektir, Dostoyevski yok demektir, Shakespeare yok demektir. Ve daha niceleri yok demektir…
  • İsmail Abi sayesinde belki de hiç gelmeyecek bir gemiyi beklemenin ne demek olduğunu öğrendik biz. Sabretmeyi öğrendik. Umut etmeyi...
  • Pazartesi sendromu denen şeyi unutturmuştu bize Leyla ile Mecnun.
  • Kahkaha attırırken bir anda o kahkahayı boğazımıza tıkayan, gözlerimizi dolduran diziydi Leyla ile Mecnun...
  • Hırsız Yavuz, İskender Baba, Mecnun, İsmail Abi ve Erdal Bakkal sayesinde dostluğun, arkadaşlığın önemini anladık.
  • Erdal Bakkal ile değerlerimize sahip çıkmayı öğrendik.
  • Mecnun ve Yavuz ile aşka inandık.
  • Yavuz ile her kapıyı açabileceğimizi öğrendik.
  • Ak Sakallı Dede'nin sadece sayısal lotolarda işe yaramadığını öğrendik.
  • Arabeski bile bu dizi sayesinde sevdik.
  • Bir şeyi duyamayınca "nasııııl?" demeye, sevgimizi "seviyorum nası yapalım?" veya ''sende bana ait bir kalp var. onu napalım?'' diyerek ifade etmeye, şaşırınca ''senin ağzından çıkanla kulağının duyduğunun tuttuğunu bazen ben hiç görmedim.'' demeyi öğrendik.
  • Hepimiz AT olduk.
İşte böyleyken böyle be sevgili okuyucu... Gerçekten üzgünüm.
Ve son olarak... İsmail abim, bu acı geçmez, o gemi hiç gelmez ama söz, biz hep seninle bekleyeceğiz.

''Öyle deme. Öyle denmez! Gidiyorum ben deme. Gelip gelmeyeceğini de söyleme. Zaten giden bir daha geri gelmiyor, o yüzden dönüp dönmeyeceğini söyleme. Ben beklerim... Belki gelirsin bir gün... O yüzden ben gidiyorum deme. Beni nerde bulacağını biliyorsun zaten...''




2 yorum:

  1. Leyla ile Mecnun. Türk kanalları için gelmiş geçmiş en güzel diziydi bence. Artık çevreme bakıyorum da herkes bi karakteri kendi üstüne oturtmuş. Biz arkadaşlarla çoğu kez kendi aramızda farkında olmadan İsmail abi ya da Mecnun gibi konuşurduk.Gerçekten benim için en farklı,en izlenilesi Türk dizisiydi.Keşke siyasi olayları halkın,haftanın bi günü mutlu olabileceği bir diziye karıştırmasalardı. Hala tam olarak yayından neden kaldırıldığını anlamış değilim.
    Bu arada çok güzel yazı olmuş yüreğine sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. Yorumun için teşekkür ederim Küçük Yazı Satıcısı :) Tıpkı Erdal Bakkal gibi ''bizi biz yapan değerlerle oynuyorlar'' demek istiyorum aslında... :)

    YanıtlaSil